Anadolu’da Bir Sosyalist Şeyh Bedrettin
Birol Öztürk ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Gece, Anadolu’nun derinliklerinde sessizliğini bozan nal sesleriyle yırtılıyordu. Dört at, karanlığın içinde adeta bir rüyanın parçası gibi ilerliyordu; öyle hızlı, öyle kararlıydı ki varış noktalarına ulaşmak için yaratılmışlar gibiydiler. Balçık sıçramış bacakları, köpüren ağızları ve terden sırılsıklam olmuş yeleleriyle, sanki zamanın dışında bir yarışın içindeydiler. Taşlı, engebeli orman yolu onları yavaşlatmıyordu; aksine, her adımları hedefe kilitlenmiş bir okun keskinliğiyle ilerliyordu. Toynaklarının altında ezilen toprak, ıslak ve yapışkan, sanki onları yavaşlatmak ister gibiydi ama nafile. Atların her biri, birer efsane gibiydi; bu geceyi görmek için doğmuş, sonra da bir daha asla tekrarlanmayacak bir anı bırakmak üzere koşuyorlardı. Gözleri görse, kimse bu gücü, bu ihtişamı unutamazdı. Ama karanlık, her şeyi örtüyor, bu anı yalnızca rüzgârın ve toprağın hafızasına bırakıyordu.