Ali
Yılmaz Efe ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Gözlerini açtığında tanıdık bir kasvet karşılıyor onu: rutubet kokan duvarlar, örümcek ağlarıyla bezeli köşeler, her ayrıntıyı ezbere bildiği bu daracık hücre. Masanın üzerinde sigara izmaritlerinin sardığı kül tablası, birkaç buruşuk kâğıt parçası... Bir anlığına uzaklara savruluyor zihni; çocukluğunun geçtiği o tozlu sokaklara, annesinin sesinin yankılandığı avluya. Ama hayal bile olsa, o anlar artık çok uzakta, bir rüyanın sisleri arasında kaybolmuş gibi.
Pencereden dışarıya bakıyor. Gökyüzü bembeyaz, maviye çalıyor uzaklarda. Ardından avlu, beton, çelik, çocukların top oynadığı o yamuk yumuk file... Güneş tam tepede, günün yarısı çoktan geçmiş. Dışarıdan gelen sesler yabancı, ama o yine de dinliyor; belki annesinin, belkes babasının, belki de senin sesinmiş gibi. Yalan da olsa, avunuyor bu düşünceyle. Kaç gün daha dayanacak bu yalnızlığa, bu sessizliğe? Bilmiyor. Belki yarın, belki hiç...