Ah Aysel Ah
Neşe Tezcan ÜCRETSİZ İNDİRKitap Hakkında
Ortaköy’ün rengârenk kalabalığında, martıların çığlıklarıyla karışan ezan sesi uşşak makamında süzülürken, Derin’in aklı hep onda kalmıştı. İstanbul’un o büyülü köşesinde, ayaklarının altındaki güvercinler gibi hafif hissettiği anlar, şimdi yalnızca bir hatıra olarak solup gidiyordu. Oysa Altan’ın gülüşü, odanın dört duvarını aydınlatmaya yetiyordu; çekik gözlerindeki ateş, yumurtayı bile pişirecek kadar yakıcıydı. Bir dokunuşu, mutfak tezgâhlarının bile özlemle beklediği bir andı. Şimdiyse ev, sessizliğin ağırlığı altında eziliyordu. İki aydır süren bu suskunluk, her köşeye sinmişti.
Rize’nin sisli dağlarından İstanbul’un karmaşasına uzanan Aysel’in hikâyesi, gözyaşlarıyla ıslanmış bir kavuşma anında doruğa ulaşıyordu. "Aşkım!" diye fısıldayan sesler, birbirini tamamlamadan havada asılı kalıyordu. "Hasretinden tükendim," derken, diğerinin "Delirmek üzereydim," sözleri, aralarındaki boşluğu.